Ertan Şahin

20 Ocak 2013 Pazar

"malum" !




     İnsanın başına ne geliyorsa ya meraktan, ya da diğer 5 harf 2 heceli olan "malum"dan gelirmiş. (Her ne kadar 5 harf görünse de 4 harf'tir aslında. Çünkü "m" çift kullanılmıştır) 
     Gerçi bu söz pek umurunda değil ama gerçek bu!  ("malum kişi anlıyordur").
     Herhalde, merakının büyük olmasından kaynaklanıyor ki hoşuna gidiyor 5 harfli.
     Bazen sadece ifade edilip, söylenmemesi gereken şeyler (isimler, organlar, küfürler, özel durumlar vs...) vardır.
"Dinlemeyip" anlamadığı için tekrar etmenize rağmen, halen  üzerinize geliyorsa salıver  malum'u o nasıl kullanacağını iyi biliyordur.
     Dinlemeyi bilen en aptaldan bile bir şeyler öğrenebilirmiş
     Ama
     Bunu bile anlamayanlar ne yazık ki gündelik hayatta çok fazla çıkar insanın karşısına.
     Hatta öyle ki bazen yanınızdan bile ayrılmıyor'dur.
     Ve böyleleri genellikle bir bok bildiklerinden değil, o boku bilmediğini bile bilmedikleri için sürekli olarak "beyinleri" konuşması için dürter.
("Bunların beyinleri farklı yerde, genelde üzerine otururlar")  
     Hangi konudan bahsedecekleri kendi durumlarına bağlıdır.
     Genelde tercihleri sizin merak ettiğiniz (aslında etmediğiniz)ya da edeceğinizi sandığı konularıdır.
     Bu şahsiyetten nasıl kurtulurum diye düşünenler genelde kalp kırıcı olurlar ve hüsranlı bir son ile yeni bir düşmana kapı açarlar.
  "Hani vardır ya, hata yüzüne söylendiği an düşman kesilirler"
     Kurtulmaya çalışmayacak kadar zararsızsa bırakın kurtulmayın
     Bir süre sonra kendisi de vazgeçecektir.
     Hatta neden böyle oluyor diye meraklanacaktır.
     Kendisi de anlayacaktır,  anladığı en iyi şey'i !
     Anladığı en iyi şey :

"malum" !
                                    ertansahin

Kavanoz Dipli Dünya



Öğretmen sınıfta masanın üzerine büyük bir cam kavanoz koyar ve öğrencilerine sorar, “Bu kavanoz dolu mu boş mu?”. Öğrenciler kavanozunun boş olduğunu söyler. Sonra öğretmen büyük taşları kavanoza alabildiğince doldurur ve “Kavanoz doldu mu?” der. Öğrenciler kavanozun dolduğunu söyler. Öğretmen masanın altından çakıl taşlarını çıkarır ve kavanoza döker. Çakıl taşları büyük taş parçalarının arasına girer. Öğretmen tekrar aynı soruyu sorar. Öğrenciler kavanozun artık dolduğunu belirtir. Öğretmen bu sefer kum çıkartır ve kavanoza aktarır. Kum taneleri bütün boşluğu doldurur. Öğretmen tekrar aynı soruyu sorar. Gördükleri karşısında şaşıran öğrenciler bu sefer kavanozun tamamen dolmuş olduğunu söyler. Öğretmen “Hayır!” der ve bir sürahi suyu kavanozdan taşacak şekilde döker. Öğrencilerine dönüp şu sözleri söyler;
“İşte! Hayatınız da bu kavanoz gibidir. Eğer önce kum ve çakıldan başlasaydım taşlar için kavanozda yer kalmayacaktı.”

“Kavanoz dipli dünya” dediğimiz bu hayatta önce büyük hedeflerinizi kavanozunuza yerleştirin sonra çakıl taşlarını. Merak etmeyin kum ve su için hayatınızda mutlaka zaman kalacaktır.
                              
                                        ALINTI